Borsa İstanbul yüzde 3’ün elinde

Borsa İstanbul’da yaşanan sert düşüş gözleri buraya çevirdi. Oğuz Oyan konuya ilişkin Sol Haber’deki yazısında “Geçen salı (13 Eylül) saat 11:00’de Flash Haber’de Fatih Ertürk ile ekonomiyi yorumlarken, Borsa İstanbul’da (BİST) endekslerin son zamanlarda çok hızlı yükseldiği üzerinde durmuştuk. Ertürk, ‘Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) iddia edildiği gibi bunda rolü olup olmadığını’ sormuştu. BİST’te işlem gören hisselerdeki şişmenin manipülatif özellikler taşıdığının oldukça açık olduğunu, bunun için TVF’nin müdahalesine ihtiyaç olmadan da (ama kamu bankalarının TVF bünyesi altında olduğunu da ihmal etmeden) bir takım büyük oyuncuların borsayı yukarı-aşağı doğru yönlendirebilecek güçte olduğunu belirtmiş ve aşağıdaki paragrafta da aktardığım dengesizliğe değinmiştim. Bu şişmeyi bir çöküntünün izleyeceğini ve bunun çok yakın olduğunu da eklemiştim. Çok fazla beklemek gerekmedi: Aynı gün öğleden sonra BİST-100 yüzde 6 oranında değer yitirerek adeta çöktü” dedi.

BORSA YÜZDE 3’ÜN ELİNDE

Borsa İstanbul yüzde 3’ün elinde tuttuğunu ifade eden Oğuz Oyan şunları yazdı:
“Şimdi ‘dengesizliğe’ ilişkin sayılara bakalım: BİST’teki 2,6 milyonu aşkın yerli borsa yatırımcısının sadece 64 bini yani yüzde 2,4’ü 1 milyon TL’nin üzerinde bir portföy büyüklüğüne sahip. Bu azınlık, yerlilerin elinde bulunan toplam portföy büyüklüğünün yüzde 85’ini temsil ediyor (834 mr. TL/992 mr. TL). Sayıları 14 binin altına gerilemiş (ki bunların yarısı da ‘bıyıklı yabancılar’) ve yıl başından bu yana süren çıkışlarla (son haftalardaki girişlere rağmen) fon büyüklüğü küçülmüş bulunan yabancılar ise 496 milyar TL’lik bir hisse senedi portföyüne sahip bulunuyor. Toplarsak, sayıları (64+14=) 78 bini bulan büyük yerli ve yabancı yatırımcılar, BİST’te işlem gören ve piyasa değeri toplam 1,5 trilyon TL’ye varan hisse senetlerinin 1,34 tr. TL’sini temsil ediyor. Özetle, BİST’teki oyuncuların yüzde 3’ü borsada işlem gören hisselerin yüzde 90’ını kontrol etmektedir.”

HaberTürk yazarı Rahmi Ak ise Borsa İstanbul’da yaşanan sert düşüşün nedenlerini yazısında şöyle sıraladı:

“1-Pandeminin tüm dünyaya hediyesi yüksek enflasyon Türkiye’de kendini diğer ülkelere göre çok daha fazla hissettirirken ekonomi yönetimi faizleri yükseltme yerine düşürme yoluna gitti. Bu durum Türk Lirası mevduat tutanları paralarını enflasyon karşısında eriterek cezalandırırken dövizde de yüksek oynaklığı beraberinde getirdi. Ancak başta Kur Korumalı Mevduat olmak üzere ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası’nın aldığı bir çok önlem ekonomide kriz anlamına gelebilecek kurdaki yükselişi 18 lira düzeyinde tutmayı şimdilik başarmış durumda. Başta Rusya olmak üzere çeşitli ülkelerden yapılan rezervleri artırıcı yöndeki anlaşmalar da bu seti güçlendiriyor. Diğer yandan ekonomi yönetiminin seçim de yaklaşırken kurdaki yükselişi frenleyemez ise enflasyonun daha büyük sorunlar yaratmaması için elinden geleni yapacağını tahmin etmek de zor değil. Faiz yoksa dövizden de kazanılmayacaksa geriye tek seçenek kalıyor: Borsa. Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati de bu durumu dile getirdi. Vatandaşın borsaya yatırım yaparak kazanacağına dair açıklama yaptı.

2- Yukarıdaki gerçeklerden yola çıkan borsanın büyük oyuncuları ise ellerinde büyük paralar olmasa bile kendi kendini besleyen bir sistem kurdular. Bu sistemi kurarken başta Varlık Fonu olmak üzere devletten destek aldıkları da söyleniyor ama hemen belirtelim bu bilgi sadece dedikodu olarak ortalıkta dolaşıyor. Sektör olarak da yabancı yatırımcıların Borsa İstanbul’dan çıkmaları nedeniyle fiyatları oldukça düşük olan (bazı bankalarda defter değerinin üçte biri kadar) bankacılık seçildi. Yani esasen alınan hisseler de pahalı değil ucuzdu. Peki sistem nasıl kuruldu? Onu da maddeler halinde anlatalım.

a-İsim olarak borsanın en eski oyuncularının da aralarında bulunduğu yatırımcılar kamu bankaları ve özel bankalar ile bir kaç reel sektör şirketinin hisselerinde Vadeli İşlemler Piyasası’nda (VİOP) işlem yapmaya başladı. Bu piyasada vadeli olarak aldığınız hissenin tüm karşılığını değil hisse senedine göre yüzde 10 ile 15 lira arasındaki tutarı nakit teminat olarak yatırıyorsunuz. Borsada hisse fiyatı düşerse teminat tamamlanıyor hisse fiyatı yükselirse teminat fazlası oluşuyor. Borsada hisse senedi 1 arttığında VİOP’da 10 lira kazanıyorsunuz.

b-Buna karşın oyuncular ellerindeki para ile Borsa İstanbul’da (spot piyasa) aynı hisseleri satın alıyor. Tabii bununla da yetinilmiyor eşe dosta da hisse aldırılıyor. Böylece spot piyasada hisselerin fiyatı yükseliyor. Hisse fiyatı yükseldikçe diğer yatırımcılar da bu harekete katılıyor.

c-Hisse fiyatları Borsa İstanbul’da yükseldikçe VİOP’ta bire 10 kazanılıyor ve yatırılan teminat fazla geliyor. Yani teminat fazlası meydana geliyor. Artan bu teminatı olan yatırımcılar bu tutarı yine borsada spot piyasada aynı hisselere yatırıyor. Bu işlem sonucu aracı kurumların bu yatırımcıya verdiği kredi hacmi de artıyor. Daha fazla kredi de yine daha fazla hisse almak ve hisse senedi fiyatının daha fazla yükselmesi anlamına geliyor. Yükseliş böyle birbirini besleyen sistem içinde sürüyor.

13 TAVAN YAPAN HİSSE OLUR MU?
Son operasyon ile bir kamu bankasının hissesi bu sistem ile 13 tavan yaptı. Diğer hisselerde de benzer tırmanışlar oldu. Bu durum bankacılık endekisini yüzde 150 ve borsayı da yüzde 59 yukarı taşıdı. Peki son hafta ne oldu?

3-Oyuncuların en büyük dayanağı bu sistem ile hisselerin piyasada alınıp satılan kısmının büyük kısmını ele geçirmiş olmalarıydı. Yani yükselen hisseler karşısında satıcı artık kalmamıştı. Bu nedenle hisse fiyatı yükseldikçe VİOP’tan elde edilen teminat fazlası ile el atılan hisselerde tavanlar sürdürülüyordu.

AKBANK BAŞLATTI

Kurulan sistemi bozan ise Akbank çalışanları sandığının yaptığı yaklaşık 150 milyon lira tutarındaki Akbank hissesi satışı oldu. Bu kurumsal satışı gören yatırımcılar zaten hızlı yükseliş nedeniyle her an geri dönüş beklerken paniğe kapıldı ve satışlar başladı. Daha önce hisse almak için sıraya giren yatırımcılar bu kez aynı hisselerde satış için sıralandı.

4-Bu durum makinenin bu kez tersine işlemesini sağladı. Yani önceden hisse fiyatı yükselirken oluşan fazla teminat bu kez açığa dönüştü. Aracı kurumlar yatırımcılardan VİOP’ta teminat açığını tamamlamalarını istedi. VİOP’tan kazandığını spot piyasada hisse senedine yatıran yani elinde yeterli nakdi olmayan yatırımcılar da borsada hisselerini satmak zorunda kaldı. Veya aracı kurumlar bu yatırımcıların hisselerini satarak teminat açıklarını tamamlamaya başladılar. Bundan sonraki süreçte de teminatların günü ve zamanına göre ya yatırımcılar nakit bulacak veya hisseleri satılacak.
(…)
Son olarak olup bitene Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) seyirci kalması büyük tepki topluyor. Bazı hisselerde yüzde 2-3 yükselişlerde şirketten açıklama isteyen SPK bu hareketler olurken bankalardan herhangi bir bilgi istemedi.”