Yetmiyor Ne İlaç Ne Antidepresan! İlaçların Kullanımı Değil, Fazla Kullanımı Ruhsal Sağlığını Etkiliyor

Psikiyatride ilaç kullanımının belirli ilkeleri vardır. Tedaviye başlamadan önce kişinin genel tıbbi durumu, depresyonunun ağırlığı, intihar düşünceleri ve planlarının olup olmadığı, ruhsal belirtilerin süresi, yaşanan ruhsal sorunlar neticesinde ortaya çıkan işlevsellik kaybı ve daha pek çok değerlendirme yapılır. Tüm bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra belirti ve bulguların hastalık düzeyinde olduğu kanaatine varılırsa hastaya ilaç tedavisi başlanır. Burada dikkat edilmesi gereken husus bir yaşam krizi ile ortaya çıkan geçici ruhsal belirtilerin ilaç tedavisi ile hafifletilmeye çalışılmasıdır ve bu tür uygulamalar doğru değildir.

Antidepresanlar denilince bu grup ilaçların sadece depresyonda kullanıldığını düşünen pek çok kişi var.

Ancak antidepresanlar oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olup major depresif bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, halk arasında takıntı hastalığı olarak da bilinen obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, kronik ağrı sendromları, adet öncesi disforik bozukluk, nikotin bağımlılığı, kişilik bozuklukları gibi pek çok hastalıkta kullanılmaktadır.

Ruhsal hastalıkların tedavisinde hastalık belirtilerinin tam olarak iyileşmesi, yeni nükslerin önlenip iyileşmenin kalıcı olarak sürdürülmesi hedeflenmelidir. Örneğin tek bir majör depresif epizod geçiren hastaların %50-85’i daha sonra yeni epizodlar geçirebildiğinden sürdürüm tedavisine en az bir yıl devam etmek gerekir. Atak sayısı arttıkça ilaçların kullanım süresinin de uzatılması önerilmektedir. Tedavi her hasta özelinde değerlendirilmeli, bir ruh sağlığı uzmanı tarafından başlanan uygun ilacın ya da ilaçların uygun sürede kullanılması sağlanmalıdır. Diğer yandan ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi uygulamalarına da yer verilmeli, hastanın takibi belli bir disiplinde yürütülmelidir.

Major depresyon yinelemelerle giden, kişide belirgin yeti yitimine neden olan sıklığı ve yaygınlığı yüksek bir hastalıktır. 12 aylık yaygınlığı %6.6, yaşam boyu yaygınlık oranı ise % 16.2’dir. Hem hastaların tedavisini hem de gereksiz kullanımları göz önünde bulunduracak olursak antidepresan tüketiminin boyutlarını tahmin etmek güç değildir. 

Antidepresanlar değil antidepresanların yanlış kullanımı toplum ruh sağlığını tehdit ediyor. Haz odaklı modern dünyada hoş olmayan her şeyden bir an önce kurtulma eğilimi olduğu için insanlar hemen her koşulda kolaylıkla bir psikiyatri ilacı kullanmayı seçebiliyor. Bu durum ise psikiyatri ilaçları hakkında yanlış algıların oluşmasına neden oluyor. İlaçlar rastgele başlandığı takdirde beklenmedik yan etkiler yaşanabiliyor ve birkaç hafta kullanıldıktan sonra işe yaramadığı söylenerek bırakılıyor. Bu durum ise ilaç kullanması gereken kişilerin tedavisinin aksamasına neden oluyor.

Yukarıda da belirttiğim gibi psikiyatri ilaçlarının kullanımı belli ilkelere dayanmaktadır. Bir ruh sağlığı uzmanı tarafından yeterli değerlendirilmeler yapıldıktan sonra kişiye özel bir tedavi başlanmalı, ilaçların etkisinin ortaya çıkması için 2-3 hafta gibi bir süreye ihtiyaç olduğu, başlangıç döneminde ortaya çıkan bulantı, iştah değişiklikleri, uyku bozuklukları, sinirlilik artışı gibi yan etkilerin zamanla geçeceği, antidepresanların bağımlılık yapmadığı, vakti zamanı geldiğinde ise hekim kontrolü altında ilaçların azaltılarak kesilebileceği unutulmamalıdır.

Instagram

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*