Aşırı hava olayları bilim insanlarını bile şoke etti! Ani ısınmanın açıklaması bulunamıyor… ‘Neredeyse imkânsız’ denenler dünyanın gerçeği oldu

Temmuz ayı boyunca dünyanın dört bir yanında meteorologların “mevsim normalleri” olarak nitelendirdiği sınırların çok dışında kalan hava olayları yaşandı.

Hindistan’ın bazı bölgelerinde ve ABD’nin Vermont eyaletinde yaşanan benzeri görülmemiş yağışlar can alırken, ABD ve Kanada’daki orman yangınları hem büyük zarara neden oldu hem de solunması tehlikeli kirli havayı kıtanın geneline yaydı. Kuzey Amerika’nın belli bölgeleri, Avrupa’nın çok büyük bir kısmı ve ülkemiz sıcak dalgalarıyla kavruldu.

Aslına bakılırsa bilim insanları gezegenimiz ısındıkça bu tür felaketlerin yaşanma ihtimalinin artacağını yıllardır dile getiriyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırma ise Temmuz ayında maruz kaldığımız sıcak dalgalarının iklim değişikliğinin etkisi olmadan yaşanmasının “neredeyse imkânsız” olduğuna işaret ediyor.

Ancak yaşanan olayların bazıları o kadar anormaldi ki bilim dünyası bile şoke oldu.

Örneğin ABD federal verilerine göre, Antarktika’daki deniz buzu seviyeleri, tarih boyunca hiçbir temmuz ayında olmadığı kadar düşük ölçüldü. Avrupa Copernicus İklim Değişikliği Dairesi’nden yapılan açıklamada, Kuzey Atlantik’teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının “standartların dışında” olduğu, geçmiş yıllarda temmuz ayında ölçülen sıcaklıklara kıyasla arada “çok büyük bir fark olduğu” belirtildi.

ABD’de Güney Florida kıyılarındaki su sıcaklıkları öylesine yükseldi ki bilim insanları ülke karasularındaki tek canlı mercan resifinin geleceğinden endişe etmeye başladı.

Pasifik Kuzeybatı Ulusal Laboratuvarı’nda görev yapan bilim insanı Claudia Tebaldi, The Washington Post’a yaptığı açıklamada, “Bir yandan, bunlar olacağını bildiğimiz şeylerdi. Bunlar uzun zamandır öngörülüyordu. Ama diğer yandan, özellikle bu yıl şu ana kadar çok aşırı bir tablo izledik. Yaşanan anomalilerin büyüklüğü şaşırtıcı” ifadelerini kullandı.

ÖNGÖRÜLEMEYEN SONUÇLARI BERABERİNDE GETİRİYOR

Bilim insanları, uzun yıllardır, dünyanın sürekli ısınmasının daha yoğun fırtınalar, daha fazla sellere neden olan yağışlar, daha hızlı yükselen deniz seviyeleri ve eriyen takke buzulları gibi sonuçları olacağını defaten vurguluyor.

Ancak uzmanların açıkça altını çizdiği bir detay daha var: Isınmanın artması çok ani değişimler, geri döndürülemez yıkımlar ve diğer geri bildirim döngüleri gibi öngörülemeyen sonuçları da beraberinde getiriyor.

ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademileri’nde 10 yıldan fazla zaman önce yapılan bir çalışma, iklim değişikliği ve etkilerinin pek çok yönünün “aşağı yukarı lineer ve kademeli bir biçimde ilerlemesinin beklendiğini” ancak bu durumun her zaman geçerli olmayacağını vurguluyordu. Çalışmanın 2011’de yayımlanan sonuç makalesinde araştırmacılar, “Isınmanın süresinin ve yoğunluğunun artmasıyla sürpriz riskinin artmasının da bekleneceği açıktır” ifadelerini kullanıyordu. Uzmanların bu öngörüsünün ne kadar isabetli olduğu geçtiğimiz Temmuz ayında anlaşıldı.

Tebaldi, “Her zaman beklenmeyenin yaşanma ihtimalinin sıcaklıklardaki artışlarla birlikte büyüdüğünü söyledik. Şaşırtıcı olayların tetiklenme ihtimali ile gezegeni ne kadar ısıttığımız arasında bir doğru orantı var” diye konuştu.

EL NINO DA ÖNEMLİ BİR FAKTÖR AMA TEMELDE ISINMA YATIYOR

Tebaldi’nin bu sözleri, Temmuz ayındaki alarm verici tablonun tek sebebinin atmosferin daha sıcak olması olduğu anlamına gelmiyor.

Bilim insanları, Pasifik Okyanusu’nda serinletici bir etki yapan La Nina’nın üç yılın ardından yerini, havanın normalden daha sıcak olmasına yol açan El Nino’ya bırakmasının da etkili olduğunu vurguluyor. Buna ek olarak rüzgâr örüntüleri ve okyanus akıntıları gibi faktörlerdeki doğal çeşitlilikler de Temmuz 2023’teki sıra dışı durumda etken.

Exeter Üniversitesi’nden araştırmadı David Armstrong McKay, El Nino’nun ve diğer doğal çeşitliliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini doğrularken şu detayın altını çizdi: “Ancak bunların hepsi insan kaynaklı ısınma temelinin üzerinde gelişiyor. Geçmişte nadir kabul ettiğimiz bir olay daha sık yaşanır hale gelirken iklim değişikliğinin olmadığı zamanlarda imkânsız olan şeyler şu an gerçek birer ihtimale dönüşüyor.”

Hindistan’da aşırı yağışlar sellere neden oldu

NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Gavin Schmidt de benzer bir yorumda bulundu. Schmidt, Dünya’nın bilinen en sıcak ayında yaşanan koşulları “şoke edici ama şaşırtıcı değil” sözleriyle özetledi.

Ancak Kuzey Atlantik Okyanusu’ndaki yüzey sıcaklıkları ve Antarktika çevresindeki deniz buzu miktarının geldiği seviye gibi bazı veri noktaları, bilim insanlarını da şaşırtmaya yetecek kadar sıra dışıydı.

BİR SENEDE 20 YILA EŞDEĞER ISINMA YAŞANDI, AÇIKLAMA GETİRİLEMİYOR

Kuzey Atlantik’te Britanya Adaları’ndan Newfoundland sahiline kadar olan bölgenin tamamında, sıcaklıklar geçen ay normalin 10 derece üzerine çıkarak bilim insanlarının en uç tahminlerinin bile ötesine geçti.

Bilim insanları bulutların azalması ve Sahra çölünden gelen tozların sağladığı korumanın ortadan kalmasıyla, su yüzeyine daha fazla güneş ışığı temas etmiş olabileceği tahmininde bulunuyor. Ancak sıcaklıklardaki bu dramatik artışı yaratan sebebin ne olduğu henüz kesinleştirilebilmiş değil. Schmidt, The Washington Post’a yaptığı açıklamada, “Bu benim için kafa karıştırıcı. Bu ısınma çok çabuk gerçekleşmiş gibi görünüyor” dedi.

Okyanusların neredeyse yarısına yayılan bu durum, ısınma trendinin en aşırı örneği.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi bünyesinde bulunan Pasifik Deniz Çevre Laboratuvarında oşinograf olarak görev yapan Gregory Johnson, “Okyanusların, fosil yakıt emisyonları ve sera etkisinin sonucunda ortaya çıkan ısınmanın çoğunluğunu emmesiyle, küresel deniz yüzeyi sıcaklıkları geçmişte her 10 yılda 0,15 santigrat derece yükseldi. Ancak geçtiğimiz Haziran ve Temmuz aylarında yüzey suyu sıcaklıkları geçen yılki düzeylerinin neredeyse 0,25 derece üstündeydi. Bu da aşağı yukarı 20 yıla eşdeğer ısınmanın, bir sene içinde gerçekleştiği anlamına geliyor” dedi.

Sadece El Nino’nun bu ani yükselişi açıklamak için yeterli olmadığını ifade eden Johnson, “Bu da durumu daha da endişe verici bir hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

KIRILMA NOKTALARINI KÜÇÜK ÖLÇEKTE DÜŞÜNMEK GEREKİYOR

McKay ve meslektaşlarının geçtiğimiz Eylül ayında bilim dergisi Science’ta yayımlanan makaleleri de bu konuda çok önemli şeyler söylüyordu. Uzmanlar dünyanın endüstri öncesi seviyelere kıyasla 1,5 derece santigrat ısınmasının dünya genelinde çok sayıda “kırılma noktasını” tetikleyebileceğini ifade ediyordu.

Gezegenimiz şu ana kadar 1,1 dereceden fazla ısınmış durumda ve bu sürecin yavaşlayacağına dair en ufak bir işaret bulunmuyor. Bu trendin devam etmesi halinde mercan resiflerinin tamamen ortadan kalkması, yüzey buzullarının erimesiyle deniz seviyesinde çok büyük artışlar yaşanması, permafrostta çok geniş kapsamlı erimeler meydana gelmesi ya da Amazon yağmur ormanları gibi kritik biyomların yok olması mümkün.

McKay, The Washington Post’a yaptığı açıklamada, bu yaz ortaya çıkan çeşitli anomalilerin endişe verici olmakla birlikte gezegenimizdeki büyük sistemlerin geri dönülemez eşiği geçtiği anlamına gelmediğini söyledi.

Yunanistan’ın Rodos adası küle döndü

Bu kritik değişimlerin uzun bir süreçte görünür hale geleceğini vurgulayan McKay, “Bu sıcak yılların doğrudan iklim kırılma noktalarını tetiklemesini beklemiyorum” dedi.

Bununla birlikte McKay, belli bölgelerin ya da yerlerin, geni ölçekli modellerin öngörmekte zorlandığı bazı felaketleri yaşamaya başladığını da söyledi ve şöyle devam etti: “Daha küçük ölçekte münferit mercan resifleri ya da yağmur ormanlarında kırılma çok daha erken yaşanabilir. Bence bu sıcak yılların birçok hasara ve birçok ekosistemde strese yol açması çok olası.”

Tebaldi de bu durumu şöyle özetledi: “Kırılmalar farklı insanlar, farklı topluluklar için farklı zamanlarda meydana gelebilir.”

ANTARKTİKA’DA BUZULLAR HİÇ BU KADAR AZ OLMAMIŞTI

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin bilimsel verilere ilişkin son değerlendirmesinde, kuzey ormanlarından permafrosta farklı ekosistemlerin farklı ısınma düzeylerinde yaşayacağı “geri döndürülemez” değişikliklere dikkat çekildi.

Araştırmacıların yakından izlediği sistemlerden biri, Antarktika deniz buzulları. Bölgede buzul oluşumunun bu yıl çok yavaş ilerlemesi, “Yıkıma doğru ilerliyor olabilir mi?” sorularını da beraberinde getirdi.

Antarktika buzulunda dalgalanmalar her zaman yaşanıyor. Örneğin 2017’de rekor düşüş kaydedilen bölge daha sonra toparlanarak ortalama seviyelere yaklaştı. Ancak üst üste iki yılda rekor düşük seviyelerin kaydedilmesi dikkat çekici. Durum böyle giderse önümüzdeki Eylül ayında ölçülecek maksimum buz miktarı, bilim insanlarının tabiriyle “sadece doğal çeşitlilikler söz konusu olduğunda milyonlarca yılda bir kez görülebilecek kadar düşük” bir seviyede kalacak.

Los Angeles’ta bulunan California Üniversitesi Çevre ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü Direktörü Marilyn Raphael, “Gözümü karartıp ‘Bir eşik aşıldı’ diyemem ama şunu diyebilirim: Her şey o yöne işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

Böyle giderse Antarktika’daki buzul miktarı “milyonlarca yılda bir kez görülebilecek kadar düşük” bir seviyede kalacak.

‘BİZİ NASIL BİR NORMALİN BEKLEDİĞİNE DAİR İYİ BİR ÖRNEK’

Temmuz böyle geçti, peki ya Ağustos? Uzmanlar şimdiden bu ay da 40 derecenin üzerindeki sıcaklıkları göreceğimiz konusunda uyarılarda bulunurken, çözüm için dünya genelinde el ele verilmesi gerektiği yönündeki mesajlarını da yineliyor.

Tebaldi, “Bu yaz, küresel sıcaklıkların 1,5 derece yükseldiği bir dünyada bizi nasıl bir normalin beklediğine dair iyi bir örnek. Küresel sera gazı emisyonlarını yarın durdursak bile böyle bir iklimle karşı karşıya kalacağız. Bu yaz yaşananlar çoktan değişmiş bir gerçeklikte yaşadığımız ve dirençli olmak istiyorsak her cephede yatırım yapmamız gerektiği yönünde güçlü hatırlatıcılar” dedi.

McKay ise son yıllarda iklim değişikliğine ilişkin yeterince eyleme geçilmemesinin sebebinin bilgisizlik ya da gezegenimizdeki ısınmanın yaratacağı yıkıma dair örnek yoksunluğu olmadığını, asıl eksikliğin karar mekanizmalarının iradesi olduğunu söyledi. 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de geçtiğimiz günlerde Temmuz ayındaki aşırı hava olaylarıyla ilgili açıklamasında, devlet ve hükümet başkanları ile dünyanın en büyük endüstrilerinin yöneticilerinin durumu idrak etmesi gerektiğini belirterek, “Liderler liderlik yapmalı. Artık tereddüde yer yok. Artık bahanelere yer yok. Artık önce başkalarının harekete geçmesini beklemeye yer yok. Eğer Temmuz ayı geleceğin işaretçisiyse, boşa geçirilecek zaman kalmamış demektir. Kanıtlar her yerde. İnsanlık yıkımı kontrolden çıkardı. Bu durum bizi umutsuzluğa sürüklememeli, harekete geçirmeli. Halen en kötüyü durdurma şansımız var ama bunu yapmak için sıcaktan yanma yılını hırstan yanma yılına çevirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

The Washington Post’un “It’s not just hot. Climate anomalies are emerging around the globe.” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx